atam izindeyiz

Perşembe, Şubat 12, 2009

LAİKLİK İLKESİ ANAYASADA










6 ŞUBAT 2009
LAİKLİK İLKESİ
'NİN ANAYASAYA GİRİŞİNİN 72. YILDÖNÜMÜ

Dostlar 6 Şubat 1937'de Laiklik ilkesi Anayasaya konulmuş. Bu ilke anayasaya konalı tam 72 yıl olmuş. Bu ilkenin Anlamını ise esasında hepimiz biliyoruz. Ama bizim bu ilkenin anlamını bir daha tekrar etmemizde yarar var. Laiklik ; herkesin bildiği anlamı ile din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması. Hukuki anlamda devlet ile dinin birbirine karışmaması olarak ifade edilebilir. Siyasi anlamı; Siyasal iktidarın, dinsel kudret ve otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesidir.Yada dinin siyasal erk ve yaptırım gücüne sahip olmamasıdır.

ataturk14vh7 Atatürk bu konuda şöyle söylemiş; "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde, tüm tekkeler ve zaviyeler ve türbeler kanunla kapatılmıştır. Tarikatlar kaldırılmıştır. Şeyhlik, dervişlik, çelebilik, halifelik, falcılık, büyücülük, türbedarlık vesaire yasaktır. Çünkü bunlar gericiliğin kaynakları ve cehaletin damgalarıdır. Türk milleti, böyle müesseselere ve onların mensuplarına katlanamazdı ve katlanmadı." MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Yukarıda Atatürk’ün bu konuda söylediklerine bakarak şimdi günümüzde bu durum nasıl?

  • Tarikatlar var mı? Var tarikatlar hakkında bilgi edinmek ve nerelerde faaliyet gösterdiklerini merak edenler buradaki yazıyı okuyabilirler.
  • Şeyhler dervişler var mı? Var Her gün onlarla ilgili sayısız haber okuyoruz. Mantar biter gibi her gün onlarcası türüyor. Birde haberlerde sahte şeyh demiyorlarAnlamadığım ise sahtesi ile hakikisini nasıl ayırt ediyorlar . Biri bunu bana anlatsın.
  • Falcılar , Büyücüler var mı? Var kıyamet gibi. Hele bir aralar her gün Tv kanallarında arzı endam ediyorlardı. Bir çoğu da görüyorum ki vergi levhası ruhsat alıp resmen faaliyetini serbestçe sürdürüyor .
  • Türbeler var mı? Var, üstelik isteyen hemen bir yerlere bir türbe konduruyor ve geçimini bu yolla sağlıyor.
  • Türban sokaklarda ve nihayet kamusal alanda giyiliyor mu? Giyiliyor.

Bu gün bütün bunlara devlet göz yumuyor. Hatta bunların bir kısmının bu iktidar döneminde çıkarılan şu meşhur vakıflar yasası ile faaliyetleri yasal hale getirilerek koruma altına alındı.

İktidar Partisi Laiklik ilkesine karşı eylemlerin odağı olduğu gerekçesi ile yargılandı ve suçu onaylandı. Ama göreve devam ediyor. Kapatılmadı….!

Peki anayasada laiklik ilkesi duruyor mu? Duruyor….!!

Bu günlerde en çok ağrıma giden şey ise Atatürk ‘ün kurduğu Parti yani CHP bütün bunları engellemek için mücadele edeceği yerde tam tersini yapıyor olması.

kuran-1 Bir şeyi bir türlü anlayamıyorum. Anlayan varsa birileri bana anlatsın. Atatürk her vatandaşın rahatça okuyup anlaması için Kuranı Türkçe’ye çevirtmek için çaba sarf etmiş. O zamanki konunun uzmanlarına bizzat görev vermiş. Mehmet Akif Ersoy çalışmalar yapmış ve Elmalılı Hamdi Yazır Kuranı Türkçe’ye çevirmiş. Ayrıca bu konuda epeyce çalışmalar yapılmış ve 1928'de İslam dininde reform ve modernleşme sorununu incelemek üzere Prof. Mehmet Fuat Köprülü başkanlığında ilahiyatçı, psikoloji ve mantık profesörlerinden oluşan bir komisyon kurulmuş. Bu komisyon, "ibadet şekli, ibadetin niteliği, ibadetin düşünce yanı" üzerinde incelemeler yapmıştı. Bunlar arasında; "camiye oturacak sıraların konması, duaların Türkçe okunması, müzik eşliğinde ibadet, felsefe eğitimi görmüş vaizlerin dini rehberlik yapması" gibi görüşler benimsenmişti.
O günlerde, Osmanlı-İslam kimliğinden tam anlamı ile sıyrılamayan Türk insanı ve Türk toplumu bu değişiklikleri henüz hazmedecek bir laik düşünceye ve modernleşmeye hazır olmadığından bu çalışmaların uygulama aşamasına geçirmek mümkün olmamıştır.

Bu komisyonun ortaya attığı görüşlerden uygulanma olanağı olanlardan biri, Kuran ve Peygamber'in hadislerinin Türkçe ye çevrilmesi idi. Bu yapıldı ama camideki ibadetin Türkçeleştirme girişimi, muhalefetin itirazları karşısında terk edildi.

30 Ocak 1932'de "Tanrı uludur" ile başlayan ve Ayasofya minarelerinden ilk kez Türkçe olarak söylenen ezanın da sürekliliği olmadı.

ARALIK 1931- Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle dokuz ünlü hafız, Dolmabahçe Sarayı’nda ezanın ve hutbenin Türkçeleştirilmesi çalışmalarına başladı.

10 Ocak 1932- Türkçe ezan için konservatuvar üyesi İhsan Bey’in yaptığı bestenin kısa zamanda öğretilemeyeceği anlaşıldığından, geçici olarak ezanın asli şekliyle okunmasına izin verildi.

22 Ocak 1932- Kuran’ın Türkçe tercümesi ilk kez İstanbul’da Yerebatan Camii’nde Hafız Yaşar (Okur) tarafından okundu.

29 Ocak 1932- Sultanahmet Camii’nde sekiz hafız tarafından Türkçe Kuran okundu.

30 Ocak 1932- İlk Türkçe ezan Hafız Rifat Bey tarafından Fatih Camii’nde okundu.

3 Şubat 1932- Kadir Gecesi’nde Ayasofya Camii’nde Türkçe Kuran, tekbir ve kamet okundu.

5 Şubat 1932- İstanbul Süleymaniye Camii’nde ilk Türkçe hutbe okundu.

18 Temmuz 1932- Diyanet İşleri Riyaseti, ezanın Türkçe okunmasına karar verdi.

26 Eylül 1932- Yurdun her yerindeki Evkaf Müdürlüklerine Türkçe ezan metni gönderildi.

1 Şubat 1933- Bursa’da gösteri yapan gericilere Mustafa Kemal şu yanıtı verdi: "Konunun aslı esasında ’din’ değil ’dil’dir. Kesin olarak bilinmelidir ki Türk milletinin milli dili ve milli benliği, bütün hayatında hákim ve esas kalacaktır."

4 Şubat 1933- Müftülüklere ezanı Türkçe okumalarını, buna uymayanların ’kati ve şedid bir şekilde’ cezalandırılacaklarını bildiren bir tamim gönderildi.

Bu yasa 1950 yılında, Demokrat Parti iktidarı zamanında 16 Haziran 1950 tarihinde Ezanın Arapça okunması yasağı kaldırıldı.

Bütün bunları neden tekrar anlattım. Atatürk ibadet dilinin ve Kuran’ın Arapça olması nedeniyle Laik Cumhuriyet düşmanlarınca istismar edilerek siyasete alet edildiğini o yıllarda görmüş. Şimdi diğer dinlere ve ülkelere baktığımızda oralarda din kitaplarının ve ibadetlerin o ülkede konuşulan dillerde olduğunu rahatça görürüz. Bizde bakıyorum kıyamet gibi Kuran Kursu var. Türkçe Kuran ve türkçe ibadet yapılması sağlansa bu kurslar olur mu? Daha doğrusu bu kurslara giden olur mu? Sanmam…! Yani problem burada. Bir zamanlar ülkemizde bu kadar dershane yoktu. Neden yoktu? Devlet okullarında eğitim neredeyse dört dörtlük yapılıyordu. Şimdi ise neredeyse devlet okullarında artık hiçbir şey öğretilmiyor. Bunu neden söylüyorum. Çocuklarımdan dolayı biliyorum.

chp logo Bu günlerde ise Atatürk’ün kurduğu parti CHP kuran kursları açacağını söyledi. Rüyamda görsem inanmazdım. Pes doğrusu…! Şunu kesin anladım. CHP yi yönetenler birileri ile anlaşma yapmış anlaşılan. Anlaşma içeriği ne olursa olsun iktidar olmamak ve muhalefette kalmak. Bu ne demek biraz açayım. Kemalist aydın halk kitlelerinin oylarını heder ederek ülke yönetiminden uzak tutmak. Çünkü Kemalist demek anti emperyalist demek, Yani tam bağımsızlığı savunmak demek, ABD VE AB karşıtlığı demek. Laik Cumhuriyete sahip çıkmak demek. Bütün bunlar CHP nin iktidar olmaması için yeterli sebepler değil mi? ABD VE AB çıkarlarına ters. O nedenle de CHP onların onayladığı (atadığı) insanlar tarafından yönetilmeli varsayımını ortaya koyuyor. Bu da bana CHP yönetiminin uygulamalarına bakıyorum parti tüzük ve programıyla hiç alakası olmayan konular olduğunu görüyorum. Sanki bilerek yapıyorlar. Ne zaman CHP yükseliş trendine girse şimdi olduğu gibi çarşaf açılımı, kuran kursu ve tarikatlarla ilişki kurmak gibi ipe sapa gelmez uygulamalar ve eylemleri görüyoruz. Sonra soruyorum kendi kendime acaba ben rüyada mıyım hayal mi görüyorum. CHP laik çizgiden sapmaya ihtiyacımı var? Yok… Partililer bu konuda ne düşünüyor? CHP yöneticilerinin yapacakları onca iş varken neden böyle ipe sapa gelmez olaylarla uğraşıyorlar. Sanki muhalefet hiç yok. İktidar partisi meydanı boş bulmuş her istediğini yapıyor. İktidar dikensiz gül bahçesinde istediği gibi at oynatıyor. Ezilen halk kıvrım kıvrım kıvranıyor. Yoksulluk, işsizlik çığ gibi. Devletin sosyal ayağı ortadan kaldırılıyor ve CHP seyrediyor. CHP=Kemal Kılıçdaroğlu he he… Kemal beyi çok seviyorum ama bence yanlış yapıyor. Parti başkanı olması gerekirken İstanbul Belediye başkanlığı neden? Seçimi yanlış. Görüyorum ki Deniz Baykal yerine alternatif olan kişileri her zamanki gibi nasıl harcıyorsa aynı yöntemi yine uyguluyor. Seçim rüşvetleri aylardır havalarda uçuşuyor. Gıda paketleri, çekler, kamyonlarla kömür ve beyaz eşya. CHP bu arada ne yapıyor? Çarşaflılara rozet takma törenleri düzenliyor. Tam tersine çarşaf ve türban çıkarma törenleri yapmaları gerekmez miydi.? Bedava Türkçe kuran dağıtamaz mıydı?

2e18b

Bakın Atatürk ne yapıyor?

ata-59 Mustafa Kemal Atatürk ülke halkını her alanda çağdaş ve uygar düzeye çıkarabilmek için değişiklikler tasarlarken, dış görünüşüyle de bunu vurgulaması gerektiğine inanıyordu. 25 Ağustos 1925'te Kastamonu'ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, "Buna şapka derler" diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi hakkındaki kanun çıkarılıp, dinsel giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı.

1925 - Şapka giyilmesi konusundaki kanun, TBMM'de kabul edildi. Kanun, 28 Kasım'da yürürlüğe girdi. Kanun kabul edilirken, Rize'de şapka ve diğer inkılaplara karşı gösteriler yapıldı. Göstericilerden 8'i idama mahkûm edildi.

Kıyafet Devrimi

Kıyafet devrimi ile birlikte, kadınlar çarşaf giymekten vazgeçerek, modern kadın elbiseleri giymeye başladılar. Erkekler ise fes yerine şapka giymeye başladılar.

ATATÜRK-46 Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Kastamonu ve İnebolu’ya yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i nazardan medeni insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medeni ve beynelmilel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925’te de İnebolu’da “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir.” diyerek, medeni yaşayışa uyan kıyafetin kabulü gerekliliğini belirtmiştir. Atatürk’ün uyarması üzerine 25 Kasım 1925 tarih ve 671 Sayılı Şapka Kanunu çıkmadan önce vatandaşlar şapkayı giymiş ve bu yenilik, medeni kıyafet değişimi olarak halk arasında iyi karşılanmıştı. Bundan sonra, 3 Kasım 1934 'deki kıyafet kanunu ile cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız din adamlarına tanınmıştı.

Konya, Maraş, Giresun, Rize, Erzurum, Kayseri gibi şehirlerde halkın şapkaya direnmesi buralarda gezici İstiklal mahkemelerinin dolaşmasına sebep oldu. Bu mahkemeler sadece Erzurum’da 30 kadar idam hükmü verdi.

muhteremlegeziye_ataturk

Kılık Kıyafet Kanunu

Kanun No: 2596
Madde 1 Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin (din görevlilerinin) mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımaları yasaktır. Hükümet her din ve mezhepten münasip göreceği yalnız bir ruhaniye mabet ve ayin haricinde dahi ruhani kıyafetini taşıyabilmek için muvakkat müsaadeler verebilir. Bu müsaade müddetinin hitamında onun aynı ruhani hakkında yenilenmesi veya başka bir ruhaniye verilmesi caizdir.

Madde 2 Türkiye’de kanuna tevfikan teşekkül etmiş ve edecek olan izcilik ve sporculuk gibi topluluklar, cemiyet ve kulüp gibi heyetler ve mektepler mahsus kıyafet, alamet ve levazım taşımak istedikleri zaman yalnız nizamname ve talimatname ile muayyen tiplere uygun kıyafet, alamet ve levazım taşıyabilirler.

Madde 3 Türkiye’de bulunan Türklerin ve yabancıların, yabancı memleketlerin siyaset, askerlik ve milis teşekkülleri ile münasebetli kıyafet ve alametlerini ve levazımını taşımaları yasaktır.

Madde 4 Ecnebi teşekkül mensuplarının kendi kıyafet, alamet ve levazımları ile Türkiye’yi ziyaret etmeleri, İcra Vekilleri Heyeti kararıyla tayin olunacak mercilerin müsaadesine bağlıdır.

Madde 5 Türkiye Devleti nezdinde memur bulunanların kıyafetleri beynelmilel mer’i adetlere tabidir.

Madde 6 Bu kanunun tatbik suretini gösterir bir nizamname yapılır.

Madde 7 Birinci maddenin hükümleri, bu kanunun neşri tarihinden altı ay sonra ve diğer maddelerin hükümleri bu kanunun neşri tarihinden itibaren mer’idir (geçerlidir).

Madde 8 Bu kanunun icrasına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Şapka Kanunu

Kanun No: 671
Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun, 28 Teşrinisani 1341 (Kasım 1925):
Madde 1 Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları ile idarei umumiye ve mahalliye ve bilumum müessesata mensup memurin ve müstahdemin, Türk milletinin giymiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedirler. Türkiye halkının da umumî serpuşu şapka olup buna aykırı bir alışkanlığın devamını hükümet men eder.

Madde 2 İşbu kanun neşir tarihinden itibaren muteber (yürürlükte) dir.

Madde 3 İşbu kanun Büyük Millet Meclisi ve icra Vekilleri Heyeti tarafından icra olunur.

Evet dostlar başka lafa ve yoruma gerek var mı sizce?

1 YORUM:

Ben Bir Garip Keloğlanım dedi ki...

2009'da yazmışşsın hocam tek solukta okudum.Şimdi vaziyet yazdıklarından beter biliyorsun.Atatürk kadar büyük bir devlet adamı bu dünyaya gelmedi malesef başımızdakiler bizleri karanlığa sürüklemekte.