atam izindeyiz

Cuma, Ağustos 31, 2007

BU UNUTULUR MU ?






















BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...)

Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi.

Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar.

Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Çünkü, olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu....ama sizler bu olayı unutturmayın. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözler yanmıştı...

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler.

Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti.

Ama onlar unutmuyorlar...

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması...


ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA 3 dakikanızı almaz bu yazıyı arkadaşlarınıza göndermek.

ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.

Pazar, Ağustos 12, 2007

Ağustosböceği ve karınca

Dostlar epeyce önce 05.Şubat.2007 tarihinde BAŞKENTİMİZ ANKARA başlıklı bir yazı yazmıştım. Tamda bu yazının geldiği noktaya bakın. Ankara’da yaşayanların öncelikli ihtiyaçları neler? bunların en başında temel ihtiyaç olarak elektrik, su, doğalgaz daha sonrada ulaşım, trafik, yaya trafiği, temizlik, kanalizasyon, (çeşmeden akan suyun içilebilir hale getirilmesi)arıtma, (atık su) arıtma v.s. Yani anlayacağınız bu gün kaldırımlardan, kavşak düzenlemelerinden, yer altı ve üstü geçitlerden önce gelen en temel ihtiyacın SU olduğu ortaya çıkmıştır. Ben daha önceki yazımı sayın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek’i hedef alarak yazmamıştım. Herhangi bir siyasi düşünceden hareketle de yazmamıştım. Ancak görüyorum ki “Ananızı da alın gidin” zihniyetinin pür melalini burada da görüyoruz. Bu gün uygulamalarını takdirle izlediğim ve de keşke bizim belediye başkanımız olsaydı dedirten Eskişehir’in Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Prof. Yılmaz BÜYÜKERŞEN ile sayın İ.Melih GÖKÇEK ‘i karşılaştıran harika bir yazı okudum. Bu yazıyı aynen aşağıda yayınlıyorum. Yorumlamak da size yada artık zamanı gelince nasıl bir belediye başkanı seçmeniz gerektiği de size kalıyor.


yilmaz_buyukersenBiri, belki de dünyanın tek susuz başkenti olan Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek. Diğeri, susuzluktan kavrulan Türkiye’de sıkıntının ’s’sini yaşamayan Eskişehir’in Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen. Gökçek, susuzluğun pençesindeki Ankara’ya acil çözüm bulmak için kıvranırken, Büyükerşen, 3 yıl önce gördüğü tehlike yüzünden yaptırdığı barajın keyfini yaşıyor.

TÜRKİYE günlerdir Başkenti’nin susuz kalmasını konuşuyor. Konuşuyor çünkü su yok, kriz var. Ama kimse Eskişehir’i konuşmuyor, çünkü orada kriz yok, su var. Belediye riski görüp 3 yıl önce barajını kurmuş şimdi 3.5 milyon metreküp suyu tepe tepe kullanıyor Eskişehir. Ağustos böceği ile karıncanın hikayesine benzeyen iki kentin ve iki başkanın öyküsü ise şöyle:


2 ADIM ÖNÜNÜ GÖREMEDİ

melih_gokcekAnkara susuz kaldığında, 13.5 yıldır Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Melih Gökçek’in dünyanın en büyük su firmalarından Thames Water’in 5 yıl önce yaptığı "Ankara susuz kalacak" uyarısını kulak arkası ettiği anlaşıldı. Ardından başkente içme suyu sağlayacak Gerede Barajı için "Su önceliğimiz değil" diyen Gökçek’in, bu proje için sağlanan Japon kredisinin görüşüleceği Hazine Müsteşarlığı’nda düzenlenen toplantıyı da boykot ettiği belirlendi. 12 Mart 2004 Cuma günü Saat 10.30’da Hazine Müsteşarlığı’da Japon Hükümet Temsilcisi, T.C. Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi, DSİ temsilcileri ve Hazine Müsteşarlığı temsilcisi, proje için gerekli yaklaşık 250 milyon dolar tutarındaki "Uygun Koşullu Kredi" anlaşması için hazır bulundular. Ancak, Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü’nün de temsil edilmesi gerekiyordu. Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek, toplantıya ASKİ temsilcisini göndermedi.


ÖDENEK OLMADAN YAPTIRDI

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ise yatırım programında olmamasına ve bütçesinde ödenek bulunmamasına rağmen kendi imkanlarıyla gölet yaptırarak Eskişehir’i su sıkıntısından kurtardı. Bilim adamlarının kuraklık uyarılarını dikkate alarak 2005 yılında merkeze bağlı Mamuca Köyü yakınlarındaki vadide baraj göletini 4.5 ayda tamamladıklarını anlatan Büyükerşen, bu inşaatta Büyükşehir Belediyesi’ne ait makine parkının kullanıldığını, belediye mühendisleri, teknik eleman ve işçilerin çalıştığını kaydetti. Büyükerşen, mevsimin kurak geçmesine rağmen yaptırdıkları Mamuca Göleti’nde halen 3.5 milyon metreküp su bulunduğunu ve 2.5 km. uzunluğunda ferş alanı olduğunu söyledi.


’Annenize gidin Ankara rahatlasın’ sözü dış basında

Reuters haber ajansı, Gökçek’in Ankara’da su kesintilerini hafifletmek amacıyla insanlardan tatillerini uzatmalarını önermesini alaycı bir üslupla verdi. Ajans, Melih Gökçek’in şu sözlerine dikkat çekti: "Belediye personelini iki aylık izine göndermeyi planlıyorum. Bir 50 bin, 60 bin kişi Ankara’dan ayrılsa biraz rahatlarız. Annelerini babalarını ziyaret etseler fena mı olur." Reuters, Gökçek’in susuzluktan dolayı küresel ısınmayı suçladığını ve şunları söylediğini de yazdı: "Kuraklık aniden dünyaya vurdu. Allah’ın böyle bir felakete izin vereceğini asla beklemedik... Allah isterse hemen yağmur yağabilir."


Tehlikeyi 3 yıl önceden gördü Eskişehir’i kurtardı

Yılmaz Büyükerşen, bu barajın yapımının AKP’li Büyükşehir Belediye meclis üyelerince, "Eskişehir’in altı üstü su. Niye baraj yapıyorsun" diye eleştirildiğini söyledi. Büyükerşen gölette şimdi su sporlarının bile yapıldığını belirterek şöyle dedi: "2005 yılından beri, yine küresel ısınmaya karşı, beş yeni su havzası ilan ettik ve tescil aldık. Ayrıca 2001 yılında Avrupa Yatırım Bankası’ndan kredi alan Büyükşehir Belediyesi, kentin su şebekesindeki kaçaklarını önlemek amacıyla, su borularını yenileyecek, elektronik kontrollü ’SKADA’ sistemini ihaleye çıkardı. Büyükşehir Belediyesi ESKİ Genel Müdürlüğü, şimdi de 2008 yılı bütçesinde yer almak üzere, yeni bir gölet projesi ve içme suyu rezervlerine yönelik kaptaj projeleri ile yeni su havzalarını mevcut şebekeye bağlanması hazırlığını bitirmek üzere."