atam izindeyiz

Cuma, Aralık 15, 2006

Onur Air 'le yolculuk eziyeti

Sevgili dostlar bu gün sizlere yaşadığım uçak yolculuklarından birkaçını anlatmadan geçemeyeceğim. Yıl 1970 mevsim ilkbahar çok sevdiğim ve şimdi onunla geçirdiğim günleri mutlulukla andığım rahmetli dedemle yaptığım ilk uçak yolculuğumu anlatacağım. Dedem astım hastasıydı. Eşini yıllar evvel kaybettiğinden dolayı yalnız ve de bakanı pek olmadığı için çoğu zaman bizde kalıyordu. Bir gün çok sıkıldığını ve Samsun ‘da yaşayan teyzemin yanına gitmek istediğini söyledi. Teyzem telefonla arandı. Onlar uçakla götürmemizi söylediler. Uçağa binebilmesi için doktor raporu istendi. Doktordan rapor alındı ve benim götürmem istendi. Ben ve dedem bir taksiyle Esenboğa hava alanına gittik. O zaman bana hayli küçük gelen 4 motorlu pervaneli bir uçağa bindik. Daha sonra havalandık. Dedem bir süre sonra yanındaki uçağın penceresi ile oynamaya başladı. Epeyce oynadıktan sonra döndü bana “ula daral geldi şu camı aç” dedi. Ben hem şaşırdım hem güldüm “dede bu cam açılmaz” dedim. Bana inanmadı ve hostesi parmağıyla çağırdı. Hostes geldi çok kibarca nazik bir şekilde “buyur amca” dedi. Dedem “kızım daral geldi nefes alamirem şu camı biraz aç” dedi. Hostes gülmemek için kendini zor tuttu ama gayet nazik ve hoş bir edayla “amcacığım bu camı açamayız ama ben seni şimdi ferahlatacağım” dedi ve gitti. Biraz sonra geldi “nasıl ferahladın mı amcacığım” dedi. Sonrada “sana soğuk bir ayran getireyim mi veya başka bir şey çay, su” dedi, dedem “ayran içerem” dedi ayran istedi. Biraz sonra hostes ayran getirdi. Daha sonra tekrar geldi tekrar dedemin halini hatırını sordu. Nihayet Uçak Samsun Hava alanına indi. İnerken de hostesler dedemin elini öpüp uğurladılar. Ben hosteslerin tutumlarına hayran kalmıştım. Daha sonraki yıllarda defalarca THY ile uçtum ve bu kalitenin uzun yıllar boyunca hiç bozulmadığını geçen gün Onur Air ’le uçtuktan sonra daha iyi anladım. O yıllarda Basında Türk Hava Yolları ’na hostes alırken ne kadar sık eleyip titiz davrandıklarını çok sıkı ve zor bir sınavdan geçirdiklerini okuduğumda hiç şaşırmamıştım. Şimdi bu titizliği çok daha iyi anlıyorum. Şimdi ise Konuyla ilgili kursların olduğunu ve eğitim sertifikası istediklerini biliyorum. Şimdi yukarıdaki anımı neden anlattığıma geleceğim. Birde aşağıda geçen günlerde Hollanda ‘ya yaptığım uçak yolculuklarımı anlatacağım.

Canım bir tanecik kızım, nikah töreninde hazır bulunmamız için bize Belçika ‘dan Onur Air ‘den uçak bileti alıp (Gidiş-Dönüş) gönderdi. Bizde ben, eşim ve oğlum ‘la birlikte üç kişi olarak 01.Aralık.2006 da Ankara Esenboğa hava alanından 15.00 uçağıyla Hollanda ‘nın Amsterdam şehrine uçtuk. Bu güne kadar hep THY ile uçardık ve hep her uçuş dan sonra THY ‘yi çok ağır eleştirirdik. Gerek basında gerekse medyada Onur Air ’le ilgili o kadar çok güzel eleştiri ve övgü yazısı okumuştuk ki. Gel gelelim uçağa bindiğimizden itibaren sorunlar başladı. Daracık koltuk araları , bacaklarımız zor sığdı. Hatta bacaklarımızı ağrıtacak kadar dar koltuk araları. Benim oturduğum koltuk koridor başıydı da neyse ki ben bacaklarımı koridora uzattım. Nihayet uçuş başladı. Bende yüksek tansiyon olduğu için havalandıktan sonra hostesten su istedim. On beş dakika sonra ikinci kez istememden sonra nihayet suyu getirdiler. Daha sonra eşim hostesten yastık istedi biraz sonra hostes yastık bitmiş deyip battaniye getirdi. Neyse derken bir anons yapıldı İstanbul Atatürk hava limanına ineceğimiz duyuruldu. Eşim eyvah en az 1 saat uçağın içinde bekleriz dedi. Beni aldı bir kaygı. Sigara tiryakisi olduğum için ben zaten nikotin krizindeyim. Derken hava alanına indik. Önce yarım saat bekleyeceğimiz anons edildi. On beş dakika sonra da Uçakta bir arıza olması nedeniyle uçak değiştireceğimiz anons edildi. Bütün yolcuların homurdanmasına aldırış etmeyen personel bizi uçaktan indirdi. Ondan sonrada önümüzde Onur Air ‘den bir görevli eşliğinde bir uçak dolusu insan koyun sürüsü misali Atatürk hava limanını bir baştan bir başa koşturarak geçtik. Daha sonra nefes nefese öbür uçağa bindirecekleri kapıya götürüldük. Kapı önünde kuyrukta yarım saat bekledikten sonra tüm itirazlarımıza rağmen yeniden x-ray çilesine tabi tutulduk. Üstümüzü ve yanımızdaki bagajları arayan güvenlik den sorumlu polisle, hava alanı güvenlik görevlileri ile yolcuların bir kaçı münakaşaya tutuştu ve en nihayet uçağa bindik. Saatime baktım tam 1,5 saat aktarma çilesi çekmişiz. Uçak da tekrar yerlerimizi bulduk oturduk. Neyse ki bu sefer koltuk araları rahattı. Yolculardan biri “öbür uçak uluslar arası standartlara uygun olmadığı için uçak değiştirdiler” dedi. Ama epeyce bekledikten sonra İstanbul 'dan yeni yolcular bindi. Neyse tekrar havalandık. Bu kadar koşuşturmadan sonra ağzım kuruduğu için ben yine hostes den bir bardak su istedim. Yine epey bir gecikmeden ve ikinci kez istememden sonra suyu lütfen getirdiler. Daha sonra yemek servisine başladılar. Eşim yemekte şarap isteyebileceğimizi, THY de şarap ikram ettiklerini söyledi.Eşim Dış İşleri Bakanlığı Mensubu olduğu için her yıl en az bir kere yurt dışına görevli gittiği için bu yüzden oldukça fazla deneyime sahip. Nihayet yemek geldi. Görevli hostes yemeğin yanında ne içeceğimizi sorduğunda doğal olarak şarap istedik. Biraz sonra Şarap getirdiler, ancak bardak başına 5 € ödememiz gerektiğini söylediler. Eşim de kızdı şarapları geri götürmelerini yerine meyve suyu getirmelerini söyledi. Tabii kafalarına göre bir meyve suyu getirdiler. Daha sonra yemek servisinin kapağını açtık. Görünürde iki adet kadınbudu köfte ve pilav yanında da revaniye benzer bir şey vardı. Köfteye çatalı zor batırdım, yemek üzere ağzıma götürdüm donmuş buz gibi bir köfte ısıramadım bile. Pilav da donmuş içinde buz parçaları vardı. Gözlerime inanamadım. Bir tanede tabi ki donmuş bir domates parçası. İnanın evinizdeki köpeğin önüne koyun yemez. Tahmin ettiğiniz gibi ne ben ne eşim nede oğlum ikram edilen yemeği yiyemedik. Neyse ki ben yolculuk sırasında aç kalma tehlikesi nedeniyle peynirli sandviç yapmıştım da hanım çıkardı da onları yedik. Daha sonra kahve ve çay servisi yaptılar. Eşime sordum THY ‘de de bu şekilde soğuk mu veriyorlar yemeği diye. Eşim THY de mükemmel sıcak yemek servisi yapıyorlar dedi. Kahve servisinden sonra ilaç içmek için su istedim gayet olağan bir şeymiş gibi suyun bittiğini söyledi hostes. Hiç değilse ilacımı içebilmem için bir meyve suyu getirmesini rica ettiğimde ise onunda bittiğini bu nedenle mümkün olamıyacağını ellerinde ancak dönüş de ikram edebilecekleri kadar malzeme kaldığını söylediğinde şok geçirdim resmen. Çünkü beklemediğim bir cevaptı. Sebep çok komiğime gitmişti. Çevremizdeki diğer yolculardan gülüşmeler yükseldi. Hatta bir iki yolcu hostesle resmen dalga geçtiler. Neyse ki sonunda Amsterdam hava alanına sağ salim indik. Bizi karşılayan kızım ve damat ‘tan utanarak ilk önce karnımızı doyurmalarını rica ettik. Kızım uçakta yemek vermediler mi diye sordu Olanı biteni anlattığımızda kızım hayretle karşıladı. Gecenin çok geç bir saati olması nedeniyle ancak damadın aldığı patates kızartmasıyla yetindik. O patates kızartması bize kuzu pirzolası gibi geldi.
Bizi Belçika Anwers ‘de yer ayırtmış oldukları otele götürdüler. Sabah daha önce THY ile gelen kayınbirader ile kahvaltıda buluştuk. Kayınbiradere yolculuğunun nasıl geçtiğini sorduğumda aldığım cevap "Benim uçak yolculuğum şiir gibiydi" oldu . Biz olanı biteni anlattığımızda kayınbirader hayretle dinledi ve şiir gibi olan THY ile kendi uçak yolculuğunu anlattı bizde imrenerek dinledik. Fındık fıstık bile ikram ettiklerini hosteslerin yolcuların tabiri caizse ağzının içine baktıklarını söyledi.
Dönüş yolculuğumuzda biletimiz gidiş dönüş olduğundan tabiiki yine Onur Air ’le oldu. 05.Aralık.2006 saat 21.00 de kalkacak olan uçağımız için 20.00 de yine Amsterdam hava alanındayız ve uçuş işlemlerine başladık. Başımıza gelecekleri bildiğimizden bu sefer tedbirli davrandık. Yanımıza birkaç pet şişe su ve sandviç aldık. Ancak Amsterdam Hava alanı polisi x-ray cihazlarından geçerken onlara el koydu. Gerekçe terör olarak söylendi bize. Bize bu gerekçe saçma geldiği için polislerle epeyce tartıştık. Neredeyse uçağa bindirmeyeceklerdi. Uçakta yine bir bardak su istedim vay senmisin su isteyen.Suyu getirmedikleri gibi bir de dövmedikleri kaldı. Ben tansiyonum yükseldiği için farkında olmadan sesimi yükseltmişim. Bütün hostesler başımıza üşüştü. Bizi tehdit etmeye başladılar “yere inince pasaportunuza el koydurup sizden şikayetçi olacağız” diye. Hostesin su isteyince getirmeyişine gerekçe olarak bana söylediği şey “Birazdan zaten Yemek servisine başlayacağız o zaman suda vereceğiz”. Yani ilaç içmek için 1 saat onların yemek servisini beklemem gerekiyormuş. Böyle bir gerekçe duydunuz mu. Yani uçak kalkacak ve siz bir bardak su için 1 saat sonra yapılacak olan yemek servisini bekleyeceksiniz. Yemek servisi ile suyun ne alakası var alt tarafı bir bardak su. Neyse yemek servisine başladılar bize geldi sıra neredeyse yemekleri kafamıza atacaklar. Üstelik yemek yanında ne su nede içmek için bir şey verdiler. Hepimizin sinirleri allak bullak. Benim tansiyonum tavanda. Bir tane dil altı isordil aldımda kendime biraz olsun geldim. Su getirmedikleri için Tansiyon ilacımı içemedim tabi. Onun yerine dil altı isordil ‘le idare etmek zorunda kaldım. Yine yemekte donmuş bir parça tavuk eti veya balık eti yemediğim için ne olduğunu bilmiyorum yanında içinde buz parçaları olan kuskus makarnaya benzer bir şey. Tabi ki ailecek yemeklere hiç dokunmadık. Aynen iade ettik. Hoş yemekler güzelde olsa bizde o yemekleri yiyecek ne moral kaldı ne de sinir. Ondan sonra da hostesler uçak hava alanına inene kadar semtimize uğramadılar. Çay kahve servisinde bizi es geçtiler. Daha sonra diğer yolcularında su talepleri aynı giderken olduğu gibi suyun bittiği gerekçe gösterilerek yerine getirilmedi. Yani anlayacağınız kerbela gibi bir uçak yolculuğundan sonra Ankara Esenboğa hava alanına gece saat 03.00 de indik de işkenceden kurtulduk. Tabi uçaktan inerken hosteslerin özür dilemelerini beklemek safdillik olacağından tahmin edeceğiniz gibi zaten bir özür bile dilenmedi. Sizler eğer Onur Air ’le uçmak gibi gaflete düşerseniz eğer, önceden başınıza gelecekleri bilmenizde yarar var diye tekrar söyleyeyim, Uçak havalanacak yemek servisi ile verecekleri su veya meyve suyu ile idare edeceksiniz. Daha sonra kahve veya çay hakkınız var. Ondan sonra da sakın susamayın çünkü su veya başka bir şey maalesef yok. İnene kadar idare edeceksiniz… Siz siz olun milli hava yolumuz olan THY den sakın vazgeçmeyin. Sizce önce para kazanmakmı, yoksa müşteri memnuniyetimi gelir?Başka hava yollarını bilemem ama Onur Air ‘le sakın uçmayın. Bir daha Onur Air ’lemi asla… tövbeler olsun….uçmam. Bedava deseler üste para da verseler, özel davet etseler de asla…. Sizler belki Onur Air ‘in THY ‘e göre ucuz olduğu için böyle olduğunu düşüneceksiniz ama maalesef THY ‘ye göre ancak 15 YTL. daha ucuz. Çok merak ediyorum Onur Air ‘in ortakları Hamit Cankut Bagana, Hayri İçli ve Ünsal Tülbentçi ‘nin bütün bu olan bitenlerden haberleri olup olmadığını bilmiyorum ama ben ancak sayın Bagana ‘nın yönetici asistanı ile irtibata geçip, sayın Bagana ’ya bütün olan bitenleri anlatan bir mailde gönderdim ancak henüz cevap alamadım. İşin enteresan yanı Onur Air bir sürü de kalite ödülü almış. Neye göre bu ödülleri verdiler hala anlamış değilim. Eğer ödül verilecekse Onur Air e gelinceye kadar THY yüzkere bu verilen ödüllere layık bence…

4 YORUM:

Sevgul dedi ki...

okurken hayretler icinde kaldim! korku filmi gibi bir yolculuk gecirmissiniz, gecmis olsun. onur air hakkinda cok olumsuz seyler duymustum, ozellikle teknik konularda. ben de esimle beraber Antwerpen'de yasiyorum, ama annem ve babam Ankara'da. yazinizi okuyunca aklima onlar geldi, ozellikle tembihliyecegim, onur air'i asla tercih etmesinler!

Adsız dedi ki...

Yıllar uçakları otobüs kadar kolay kılarken , kabin memuru ihtiyacını da arttırmış olup titizlikle seçilmesi zorlaşmıştır.İnsanlarla çalışıyoruz ve insanız.Bu doğrultuda kişinin işine göstereceği saygı,tutum ve davranışları ancak uçaklarımızda görev aldıkları zaman gözlemleyebiliyoruz. Yaşadığınız deneyim vb. durumlarda bu arkadaşlarımızın işe uygun olmadıklarına karar veriyor gerekli uygulamaya gidiyoruz.Yolcu şikayeti kurumumuz için esastır.İlgili bildirimlerde ekip tek tek aranır şirkete çağrılır savunmaları yazılı olarak istenir ve disiplin kuruluna sevkedilir.Sizlere diyebilirim ki;kimlerle çalıştığımızı ancak sizlerin görüş ve önerileri doğrultusunda anlayabiliriz.Bununla beraber eklemem gereken bir detayın da altını çizmek isterim:Anlattığınız konuda ekibin affedilmez özrü,su talebinizi geç karşılamaları bir müddet sonra da bittiğini söylemeleridir.Affı
olamaz böyle bir cevabın.Gidiş için yüklenen su limiti bittiyse dönüşten kullanacak.Elindeki imkan neyse su-na-cak.Mecbur.Ancak şu var ki;bizzat bu işi yapan , sizlere hizmet veren biri olarak samimiyetle paylaşıyorum:sizlere sunulan ikramdan ekip sorumlu değildir.O gün uçağa yüklenen ne ise onu tarafınıza servis etmekle yükümlüdür.Ancak yolcu olma psikolojisi,
memnuniyetsizliğin acısını kabin ekibinden çıkar-
makla son bulur.(Kesinlikle üzerinize alınmayın kendi deneyimlerime dayanarak bir dertleşme adına paylaşıyorum.)Aynı uçuşları farklı yolcu-
larla gerçekleştiren biri olarak bahsettiğiniz soğuk yemek servisini yaptığımda şahsıma bağıran çağıran çok kişi oldu.Yanındaki yolcuları da etki altına alıp kabin ekibini ağlatanlar hakaret boyutuna vardıranlar bilirim.Oysa ihtiyaçlarını yada görüşlerini tepki ile değil de
karşısındaki memurun elinin kolunun bağlı kaldığı
bilinci ile dile getirse o memur da ,yolcumuzu elindeki imkanlar doğrultusunda memnun etmeye çalışacaktır.Ben çok bilirim tavuk yemediği için kendi yemeğimi paylaştığımı.Ben de aynı firmada çalışıyorum.Şirketimden aldığım görgü,çalışma disiplini de bunu söyler.Yolcumuz ikramı beğenme-
di mi kavgayla değil alternatif çözümle ulaşın der.Uçuşta yaşadıklarınıza almanız gereken cevap
ve uygulamalar şu şekilde olmalıydı: Bırakın şikayetinizi dile getirmeyi , yemeğinize dokunmamış olduğunuzu gören kabin memuru sizlere ''yemeğinize dokunmamışsınız,vejeteryan olduğunuzu düşündüm.Doğru mudur?''yada ''soğuk olduğu için olabilir mi?'' gibi bir yaklaşımla ihtayaca göre ''size sandwich hazırlayalım hemen aç kalmanızı istemeyiz yada soğuksa servisimiz soğuk garnitür yemek olsa da köfteleri ısıtma imkanım var ne dersiniz'' ŞİRKET PROSEDÜRÜ BUDUR.
Bakınız ki ben de aynı şirketin aynı biriminde çalışan bir memur olarak size yazıyorum.Övmek yada yermek çok kolaydır.Önemli olan şikayetleri-
mizi dile getiriş biçimi ve aynı şekilde bu şikayetlere yanıt olabilme yeteneğidir.Şarapları götürmesini söylediğiniz kabin memuru o tepki ile günde kaç kez karşılaşıyor bilemezsiniz.Yada yastık yerine battaniye ile çözüm bulabilen bir arkadaşım nasıl oldu da işi çığrından çıkarıp su bitti demeye kadar durumu vardırdı işte ben de bunu bilemiyorum...
Tek bildiğim memnuniyet o soğuk iki kadın budu köftenin ısıtılmasıdır kimi zaman yada bazen küçücük bir ricadır.Keşke daha profesyonel ekiplerimizi tanıma şansınız olsaydı...Ya da keşke bu yazıyı yazmak zorunda kalmasaydım...
Daha huzurlu ve mutlu nice yolculuklar dileği ile
Saygılarımla

Adsız dedi ki...

Gecenlerde bizde onur airle yolculuk yaptik. su istersin su gelmez. kabaliklari hem ucak icindeki gorevlilerde var ve hemde yerdeki gorevlilerinde, ozellikle Gazianteptekilerde.
Acikcasi tavsiye etmem kimseye.
Ucuz biletin yahnisi de ucuz oluyor.
En iyisi THY.

Adsız dedi ki...

topu topu 1,5-2 saatlik bir yolculuk hıcbır zaman umrumda olmadı